İçeriğe geç

#seninedebiyatın #omzumdakiikiarkadaş #hafızabakımı #yuzumevsimi

Kapak Çizerimizin Hikâyesi

Kapak Çizerimizin Hikâyesi

Kore’den İstanbul’a: Pi’nin Mutlu Yolculuğu

 Ailem; ben, eşim ve 40 kiloluk bir Labrador Retriever’dan oluşuyor. Ailem, 2020 yılında Kore’den İstanbul’a taşındı. İstanbul’daki hayatım hâlâ birçok yönden alışma sürecinde. İstanbul, güzel havası, misafirperver insanları ve görülecek, tadılacak birçok şeyle dolu bir şehir. İnsanlar İstanbul ve Kore arasındaki farkları soruyorlar bazen. Aslında bu zor bir soru olsa da her zaman aynı şekilde cevap veriyorum. Diğer şeyleri bilmiyorum ama kesinlikle farklı olan bir şey var: “Büyük bir köpek yetiştirmek.” İstanbul’da büyük bir köpek yetiştirmek, Kore’den çok farklı. Köpeğim, 11 yaşında bir Labrador Retriever. İsmi Pi ve çok yemek yemeyi seven, iyi bir köpek. Eşim, evlenmeden önce onu tek başına yetiştirmişti. Evlendikten sonra, Pi, benim için de bir ilk oldu ve birlikte yaşamaya başladık. Türkler hakkında çok şey bilmiyorum ama Kore’de büyük köpekler pek yaygın değildir. Kore’deki yaşam koşulları nedeniyle (çoğu insan apartmanlarda yaşıyor), insanlar genellikle 10 kilodan daha hafif küçük köpekleri tercih eder. Çünkü insanlar küçük köpeklerin kapalı alanlarda sorunsuz yaşayabileceğini düşünüyor. Bu nedenle, Pi gibi büyük bir köpek yetiştirmek Kore’de birçok beklenmedik zorluğu beraberinde getiriyor. Birincisi, sandığınızdan daha fazla insan büyük köpeklerden korkuyor. Bu, büyük köpeklerle pek fazla deneyim yaşamamış olmalarından kaynaklanıyor. Tabii ki büyük köpekleri seven insanlar da var, ancak genel olarak onlara alışık olmadıkları bir gerçek. Bazen köpeğimizle parkta yürüyüşe çıktığımızda, çocuklar köpeğimizi görünce korkuyor ve ağlıyor. Ne kadar utandığımı anlatamam! İkincisi, çok masraflı oluyor. Örneğin, sadece büyük bir köpek olduğu için şampuan maliyeti bile yüksek oluyor. (Kore’de köpek şampuanı, köpeğin kilosuna göre fiyatlandırılıyor!) Elbette veteriner ücretleri de çok pahalı. Büyük köpekler için evcil hayvan oteli bulmak zor ve bulunsa bile aşırı pahalı! Bu şekilde, Kore’de köpeğimizin başkalarını rahatsız etmemesi için çok çaba harcadık. Bir keresinde köpeğimle asansöre bindiğimde uyarı aldım, çünkü köpeğim o kadar büyüktü ki insanlar ondan korktu! Ne kadar zorlandığımızı hayal edebilirsiniz. Ancak Türkiye’ye geldikten sonra köpeğim artık “Büyük Bir Köpek” değil, “Mutlu Bir Köpek” oldu. Nereye gidersem gideyim, herkes köpeğimi seviyor. Sokaklarda birçok büyük köpek olduğu için insanlar onlara farklı gözle bakmıyor. Şampuan ya da veteriner ücretlerinde fazladan ödeme yapmak zorunda kalmıyorum. İstanbul’da köpeğimle yaşarken bir şey öğrendim. Kore’de, her zaman “Büyük bir köpek” yetiştirdiğimin farkında olarak yaşıyordum. Ama İstanbul’da, sadece bir “köpek” yetiştirdiğimi fark ettim. Bu durum hem beni hem de köpeğimi mutlu ediyor. Bu sayede daha az stres yaşıyor ve köpeğimle daha iyi ilgilenebiliyorum. İşte İstanbul’da beni en çok etkileyen şey bu oldu. Burası, hayvanları sevgiyle kucaklayan insanların yaşadığı bir yer.

-Miyoung BAEK